“UZUNKUM YAŞAM ALANI PROJESİ” HAKKINDA KAMUOYU DUYURUSU
Trabzon’da yapımı devam eden “Uzunkum Yaşam Alanı Projesi” kapsamında; 404.000 m² büyüklüğündeki 1. etap alanın ihalesi 03.03.2026 tarihinde TOKİ tarafından gerçekleştirilmiş olup proje sahasında Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından tesviye çalışmaları, Devlet Su İşleri tarafından menfez kuşaklama çalışmaları ve Karayolları Bölge Müdürlüğü tarafından tahkimat uygulamaları sürdürülmektedir.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından proje kapsamında yelken kulübü, restoran alanları, GES enerji depolama sistemi, peyzaj düzenlemeleri ve çeşitli kentsel donatı alanlarının yer alacağı, çalışmaların ise 2027 yılı içerisinde tamamlanmasının hedeflendiği açıklanmıştır.
Odamız, söz konusu projeye ilişkin yaptığı incelemeler ve kamu yararı sorumluluğu kapsamında aşağıdaki açıklamanın kamuoyuyla paylaşılmasını gerekli görmektedir.
Metni, teknik risk analizini ve toplumsal sorumluluk vurgusunu harmanlayarak, istediğiniz o kritik soruyu da kapsayacak şekilde genişletip yeniden düzenledim:
TAŞKIN RİSKİ BÜYÜYOR: Dolgu Alanları Doğal Drenajı İmkânsızlaştırıyor!
Trabzon’un kıyı geleceğini şekillendirecek olan Uzunkum Yaşam Alanı Projesi, basit bir çevre düzenlemesinin çok ötesinde; kent güvenliği, afet yönetimi ve kıyı hukuku açısından kritik sonuçlar doğurabilecek büyük ölçekli bir müdahaledir. Proje alanı, yapısal özellikleri gereği yüksek taşkın riski taşıyan bir bantta yer almaktadır.
Geçmiş yıllarda uygulanan kıyı dolguları, bölgenin doğal drenaj yapısını halihazırda bozmuş ve deniz-kara ilişkisini yapay müdahalelerle kırılgan hale getirmiştir. Planlanan yeni dolgu alanlarıyla birlikte; yağmur sularının ve dere sistemlerinin denize ulaşım mesafesinin daha da uzaması, özellikle yoğun yağışlarda “geri tepmeli taşkın” riskini ciddi boyuta taşımaktadır. İklim değişikliğinin tetiklediği aşırı yağışlar göz önüne alındığında, bu durum projenin mevcut haliyle büyük bir afet güvenliği sorunu yarattığını açıkça ortaya koymaktadır.
Kıyı alanlarında alınan kararlar yalnızca bugünün kullanımını değil; kentin afetlere karşı dayanıklılığını, kamusal alan niteliğini ve Trabzon’un denizle kuracağı gelecekteki ilişkiyi de doğrudan belirlemektedir.
Bölgede geçmişte yaşanan sel felaketleri, bu risklerin yalnızca teorik birer uyarı değil, kentin güvenliğini tehdit eden somut gerçekler olduğunu hatırlatmaktadır. Afet güvenliği ve kamusal yarar, hiçbir ticari kaygıya feda edilmeyecek kadar hayati bir öneme sahiptir.

Şekil 1: Ulusal Su Bilgi Sistemi, Beşirli Taşkın Risk Haritası

Şekil 2: Proje Görseli Üzerine İşlenilen Taşkın Risk Alanı

Şekil 3: 3 Haziran 2025 Tarihinde Beşirli’de Meydana Gelen Sel

Şekil 4: Beşirli Mahallesi Olası Taşkın Afeti Silüeti
PROJE DSİ KRİTERLERİ İLE UYUŞMUYOR
“Kapalı Sistemler Yeni Riskler Doğurabilir”
Mevcut dere ve menfez sistemlerinin bazı bölümlerde yetersiz olduğu, bazı hatların yeniden projelendirilmesi gerektiği açıktır.
Özellikle dere yataklarının uzun mesafelerde kapalı sistemlerle taşınması;
- Tıkanma,
• Bakım zorluğu,
• Kesit daralması,
• Ani debi artışlarında kapasite kaybı
gibi ciddi sorunlara neden olacaktır. Bu nedenle açık kanal esasına dayalı çözümler teknik bir zorunluluktur. Mevcut proje, şekil 5’te DSİ’nin önerdiği kanal sistemi ile uyuşmamaktadır.
Ayrıca dere yatakları çevresinde bırakılması gereken bakım ve müdahale koridorlarının daraltılması, gelecekte yaşanabilecek taşkınlarda müdahaleyi zorlaştıracaktır.

Şekil 5: Beşirli Mahallesinde DSİ Tarafından Önerilen Kanal Sistemi
UZUNKUM KENTLE BÜTÜNLEŞMİYOR
“Yaya Erişimi ve Ulaşım Kurgusu Yeniden Değerlendirilmelidir”
Kıyı alanları yalnızca araç odaklı değil; yaya öncelikli, erişilebilir ve kent yaşamıyla bütünleşik kamusal alanlar olarak planlanmalıdır.
Mevcutta kentle deniz arasında 2 otoyol ve 2 dolgu alanı bulunmaktadır. Bu durum denizle kent arasına yaklaşık 450 metrelik bir mesafe ve yaya olarak aşılması gereken engeller koymaktadır. Dolayısıyla projenin kentliyi yaya olarak alanla doğru ve güçlü ilişkilendirmesi çok önemlidir.
Uzunkum Yaşam Alanı Projesi’nin kent bütünü ile bütünleşebilmesi için proje alanına yönelik erişim kararlarının güçlü, sürekli ve çok alternatifli bir ulaşım sistemiyle desteklenmesi gerekmektedir.
Proje alanı geniş bir kıyı bandına yayılmasına rağmen birinci etap bölgesine mevcutta yalnızca iki noktadan erişim sağlanması kullanıcı erişimini karşılamada yetersiz kalacaktır.
Bu nedenle farklı kullanıcı profillerine hizmet edecek alternatif yaya erişim aksları oluşturulmalıdır.
- Kentin denizle bağlantısı güçlendirilmelidir.
• Kuzey–güney doğrultusunda kesintisiz yaya bağlantıları kurulmalıdır.
• Engelli erişimine uygun güvenli güzergâhlar planlanmalıdır.
• Kıyı kullanımını artıracak kamusal bağlantılar geliştirilmelidir.
Projede önerilen tek bağlantı olan Ayasofya yönünden proje alanına ulaşımı sağlayacak yaya aksı önemli bir kamusal bağlantı oluşturacaktır. Bunun yanında farklı noktalardan alternatif erişim koridorları geliştirilerek kıyı alanına erişim çeşitlendirilmelidir. Bu anlamda projenin mevcut alt geçitlerin dışında yeni bir önerisi yoktur.
Beşirli Ekopark ile Uzunkum Yaşam Alanı arasındaki yaya bağlantıları güçlendirilmelidir. Ayrıca planlanan Trabzon Hafif Raylı Sistem hattı ile proje alanı arasında doğrudan, okunabilir ve erişilebilir ulaşım bağlantıları kurulmalıdır.
750 ARAÇLIK OTOPARK VE TRAFİK YÜKÜ
“Tek Giriş Ek Trafik Yükü Getirecektir”
Proje kapsamında planlanan 750 araç kapasiteli açık otopark, kıyı bandında devasa bir araç çekim noktası oluşturacaktır. Ancak bu kapasiteye erişimin büyük ölçüde tek bir noktadan sağlanması; özellikle hafta sonları, yaz sezonu ve etkinlik dönemlerinde ciddi trafik kuyruklarına ve aşılması güç ulaşım darboğazlarına davetiye çıkarmaktadır.
Mevcut ulaşım kurgusu, araç hareketlerini belirli bir noktada düğümleyerek hem sahil bandındaki trafik akışını felç etme hem de yaya güvenliğini tehlikeye atma riski taşımaktadır. Daha da kritiği; tek erişim noktasına dayalı bu çözüm, acil durumlarda ambulans ve itfaiye erişimi ile tahliye süreçleri önünde büyük bir engel teşkil edecektir.
Kıyı alanlarının temel niteliği yaya öncelikli ve kamusal erişim odaklı olmasıdır. Bu nedenle, bölgedeki ulaşım sürekliliğini ve can güvenliğini tehdit eden mevcut otopark kararlarının bilimsel veriler ışığında yeniden değerlendirilmesi zorunludur
ERİŞİLEBİLİR VE DENİZLE FİZİKSEL TEMAS EDİLEBİLİR BİR PROJE OLMALI
Uzunkum Yaşam Alanı Projesi’ne ilişkin görseller ve kıyı düzenleme kararları incelendiğinde, kıyı kullanımının ağırlıklı olarak sert tahkimat ve anroşman uygulamaları üzerinden şekillendiği görülmektedir. Bu yaklaşım, kıyı boyunca halkın denizle doğrudan fiziksel temas kurabileceği alanları önemli ölçüde sınırlandırmaktadır.
Kıyı hattının büyük bölümünde kullanıcıların suya erişemediği, denizle fiziksel temas kuramadığı; özellikle çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler açısından erişilebilir kıyı kullanımının yetersiz kaldığı görülmektedir. Yer yer oluşturulan seyir alanları ve yürüyüş bantları kıyı kullanımına belirli ölçüde katkı sunsa da, bunlar güçlü bir kamusal deniz ilişkisi kurmak için yeterli değildir.
Kıyı planlamalarının temel yaklaşımı yalnızca “denizi izleyen” değil; aynı zamanda “denize erişilebilen”, farklı yaş gruplarının güvenli biçimde kullanabildiği ve kentlinin denizle doğrudan ilişki kurabildiği kamusal alanlar üretmek olmalıdır. Trabzon’un denizle kurduğu ilişkiyi güçlendirecek bu fırsatın, sert kıyı düzenlemeleri ve erişimi sınırlayan tek tip kıyı yaklaşımı nedeniyle bir kez daha kaçırılmaması gerekmektedir.
Denize temas edememek

Şekil 6: Uzunkum Yaşam Alanı Proje Görseli

Şekil 7: Dünya Literatüründen Kıyı Bandı Tasarım Örnekleri
TRABZON İÇİN ÖZENİLEREK HAZIRLANMIŞ BİR PROJE DEĞİLDİR!
Proje genelinde yürüyüş yolları ve yeşil alanların tekdüze olduğu, farklı kotlarda düzenlemelerin yapılmadığı, platform ve etkinlik alanlarının kurgulanmadığı, kullanım alanlarının birbirleriyle güçlü mekânsal ilişkiler kuramadığı; yetersiz etkinlik alanlarının bütüncül bir kamusal yaşam kurgusu oluşturmak yerine parçalı ve kopuk biçimde ele alındığı görülmektedir.
Kıyı bandı boyunca yürüyüş işlevi dışında kullanıcıyı farklı deneyimlere yönlendiren kamusal odakların sınırlı kaldığı; birkaç noktada oluşturulan seyir terasları dışında kıyının büyük bölümünde tek düze bir kullanım anlayışının hâkim olduğu anlaşılmaktadır. Oysa kıyı alanları; farklı yaş gruplarını, farklı kullanım senaryolarını ve günün farklı zamanlarını destekleyen, birbirine eklemlenen kamusal mekânlar bütünü olarak kurgulanmalıdır. Bu anlamda Ganita’da yapılan düzenlemeler çok daha başarılıdır.
Restoran alanlarının ve belirli ticari işlevlerin tek bölgede kümelenmesi, kıyı boyunca dengeli ve homojen bir kullanım dağılımı oluşmasını engellemektedir. Ayrıca yan yana adeta asker gibi dizilmiş ve birbirine alternatif bu alanlar konunun ruhundan kopuktur.
404.000 m² alan ve yaklaşık 2 km kıyısı olan 1. etap projesinde kentin ihtiyacı olan; meydanlar, su oyunları, açık hava konser alanı, açık hava müzesi, açık hava kültür – sanat aktiviteleri vb. mekan önerileri bulunmamaktadır.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Uzunkum Yaşam Alanı Projesi’ne ilişkin tüm planlama ve uygulama süreçleri; bilimsel veriler, afet güvenliği, kıyı mevzuatı ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda yeniden ele alınmalıdır.
Bu kapsamda;
- Bazı dere ve kanal hatlarının DSİ raporuna uygun olarak açık kanala dönüştürülmesi,
- Yaklaşık 40.000 metrekare olan ticari birimlerin ölçeğinin daraltılıp “geçici ve sökülebilir” niteliğe kavuşturularak 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve ilgili uygulama mevzuatına uygun hale getirilmesi,
- Otopark ve trafik kurgusunun alternatifli girişler ve toplu taşıma entegrasyonu ile yeniden planlanması,
- Kıyı bandında halkın denizle fiziksel temasını sağlayacak kademeli platformların tasarlanması,
- Restoranların yan yana kümelenerek kıyı bandını “ticari bir duvar” haline getirmesinin engellenmesi ve bunun yerine yeme-içme birimlerinin rekreatif alanlarla harmanlandığı, kamusal geçişlere izin veren parçacıl bir yerleşim düzeninin benimsenmesi,
- Uzunkum Yaşam Alanı’nın kentle ilişkisi ve yaya bağlantılarının güçlendirilmesi,
- Uzunkum Yaşam Alanı projesinde kentin ihtiyacı olan; meydanlar, su oyunları, açık hava konser alanı, açık hava müzesi, açık hava kültür – sanat aktiviteleri vb. işlev önerilerinin projeye eklenmesi,
Trabzon kıyıları yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin ortak yaşam alanıdır. Bu nedenle kıyılar; kısa vadeli kullanım kararlarıyla değil, kentin geleceğini koruyan sürdürülebilir bir planlama anlayışıyla ele alınmalıdır.
Trabzon kenti; iyi niyetle başlatılan ancak bilimsel planlama, afet güvenliği ve kamu yararı ilkeleri gözetilmeden aceleyle hayata geçirilen projelerin ağır sonuçlarını daha fazla taşımamalıdır.
Uzunkum Yaşam Alanı Projesi, Trabzon’un kıyıyla kuracağı geleceğin en önemli kamusal fırsatlarından biridir. Bu fırsat; günübirlik kararlarla değil, bilimsel veriler ışığında, kent hafızasını ve gelecek kuşakların hakkını koruyan bir anlayışla değerlendirilmek zorundadır.
Bugün alınacak doğru kararlar yalnızca bir kıyı projesini değil, Trabzon’un gelecekte nasıl bir kent olacağını belirleyecektir.
Mimarlar Odası Trabzon Şubesi 20. Dönem Yönetim Kurulu
